Neşe’SİZ TATİL

14 Şubat 2013

KENDİN YAP : PUANTİYELİ ŞORT

14 Şubat 2013

YAĞMUR ÇOCUKLARI

14 Şubat 2013


yağmur çocukları

Sosyal sorumluluk denince bende akan sular durur. Hayatımı yardım etmeye, başkalarının hayatlarını iyileştirmeye adayabilirim. Faydam olacağını düşündüğüm her noktada hiç durmadan harekete geçerim. Daha önceleri de geçtim hala  devam ediyorum. Önüme bu konuyla ilgili yine bir fırsat çıktı. Bende hiç düşünmeden projede yer aldım. Şimdi projeden bahsetmeden önce, otizme kısa bir değinelim.

Otistik Bozukluk Nedir?

Otistik bozukluk yaygın gelişimsel bozukluk çatısı altında ele alınır. Bireyin sosyal çevreden koparak içine kapanması, kendine ait basmakalıp, yenileyici bir dil geliştirmesi, insanlarla iletişimi sürdürememesidir. Otizm bir davranış bozukluğu ya ya da psikolojik bir sorun değildir. Beynin disfonksiyonuna bağlı olarak ortaya çıkar. Yani ,nörolojik  bir farklılıktır da diyebiliriz. İlk defa 1943 yılında Leo Kanner tarafından tanımlamıştır. Fakat otizme neden olan bir gen bulunulamamıştır. Yani bu farklılığın nedeni bilinemediği gibi bebek her an doğar doğmaz farkedilemiyor da.

Otizmin tedavisi için bir ilaç geliştirilememiştir. Ancak, bu durumdaki çocuğa eğitim, en iyi gelecek ilaçtır.  Her düzeydeki otizmli çocuk eğitilebilir. yoğun ve sürekli eğitimle çok iyi sonuçlar alınabildiği kanıtlanmıştır. Böylelikle çocuklar normal yaama en iyi şekilde adapte olurlar.

Ülkemizde doğrudan ya da dolaylı olarak 5.000.000 kişinin otizmden etkilendiğini biliyor muydunuz?  Peki ya her 100 çocuktan 1’nin bu durumdan etkilendiğini ? Ben şahsen bilmiyorudum. Açıkçası hiç otizmli tanıdığım da olmamıştı. Yağmur çocukları projesi ilk karşıma çıktığında, otizm konusunda bilgi edinmeye başladım. Tahmini olarak ülkemizde 450.000’in üzerinde otistik birey olduğunu öğrendiğimde ise bu duruma olan şaşkınlığımı gizleyemedim. Bu kadar yaygın, çaresi ve nedeni bulunamamış bir farklılığa neden hala bu kadar yabancı kaldığım düşüncesi beni gerçekten üzdü. Ne yani illa başımıza mı gelmesi gerekiyordu? Toplum olarak neden herşeye duyarsızdık? Neden bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesi hala en iyi dostumuzdu?  Başka hayatlara dokunabilmek için illa yakınımızın başına aynı şeyin mi gelmesi gerekiyordu? Kendi adıma bu duruma duyarsız kalmadığımı göstermek ve onların hayatına dokunabilmek adına projede hemen yer aldım.

İlk projemizde çocuklarla birlikte dans edecektik. İlk başta bizden farklı olduklarını anlamakta pek zorlanmadım ama iş dansa gelince yetenekleri beni gerçekten şaşırttı. Ki bu çocukların odaklanmakta zorluk çektikleri söylenmişti. Oysa hepsi bizlere taş çıkartacak cinsten danslarını doğru şekilde yapıyor, bir an olsun hareket kaçırmıyorlardı. Hepsi birbirinden yetenekliydi. Çünkü eğitim alıyorlardı ve bu konuda gerçekten şanslı azınlıklardı. Çünkü bu çocukların sadece 125.000’nin ilköğretim eğitimi aldığı düşünülmekteydi. Ama neyse ki, bizde bu çocukların eğitimine katkıda bulunabilmek için bu projedeydik. Ve şunu gördüm : Eğitim Şart!

Bu bağlamda, Haziran ayına kadar sürecek olan  etkinliklerimize devam edeceğiz. Programa göz atmak ve katkıda bulunmak için aşağıdaki adrese tıklayıp daha geniş bir bilgi alabilirsiniz.

http://yagmurcocuklari.org

Son olarak, beni bu projeye dahil eden başkanımız Ayşe Akın’a ve bu projede yer alan tüm bayanlara teşekkürler!

Harikasınız!

 

Yorum Yaz