BU BUMBO ÇOK BOMBA!

03 Nisan 2012

ARI VIZ VIZ VIZZ!!!

03 Nisan 2012

OTO KOLTUĞU SORUNSALI

03 Nisan 2012

Neşe’yle araba gezilerimiz çok sakin ve huzurlu geçiyordu. Arabaya biner binmez bizimki uyuyor, bende kafam rahat yoluma bakıyordum. Bir süre dışarı çıkmadık ve bizimki arabada oturma mantığını unuttu.Bu arada, daha kucakçı, daha çığırtkan ve kıpır kıpır bişi oldu çıktı. Geçenlerde, arabaya bindiğinde başladı ağlamaya. Hadi susar dedim, uyur kalır dedim. Yoookkk!!! Bağırıyor da bağırıyor. Bu sefer ben direksiyon başında stres oldum. Zaten oto koltuğu ters dönük beni göremiyor. Aldığım araba aynasıda saçma sapan bir şey çıktı, sonuç itibariyle bende onun suratını göremiyorum. Stres oldum. Bu bağırmalar, tıkanlamalara dönüştüğünde,  tehlike var dedim. Hemen kenara çektim. Heyecandan kapıların kilidini açmamışım “eyvah kızın kapısını açamıyorum” diye arabaya geri döndüm. Elim, ayağım karıştı anlayacağınız. Kapıyı açtım. Bizimki susmuş, yaşlı gözlerle bana bakıyor. “Az kaldı miniğim.” dedim, yanağına bir öpücük kondurdum ve tekrar direksiyon başına geçtim. Daha gaza basmamla bizimki yine başladı. AAAAAAaaaaaaaaaaa!!!! diye çığlık atmak istiyorum. Neyse, sakinleştirmeye çalıştım, bana mısın demiyor.  Allahtan 5 dakika içerisinde gideceğimiz yere geldik. Ve ben bittim, tükendim. Dönüş yolunda aynı krizi bir kez daha yaşadık. Ve ben bu duruma şaştım kaldım. Hanımefendinin derdi, kucağa alınmak! Oto koltuğunda oturmak istemiyor, kendini öne doğru atıyor. Oto koltuğunda da çok rahatsız durduğunu da düşünüyorum aslında. :S Koltuğu öne çevireyim, en azından beni görsün desem, araştırdığım kadarıyla arkaya doğru oturtabildiğiniz kadar oturtmamızı, kemik gelişimi daha tamamlanmadığından öne çevirmememiz tavsiye ediliyor. Peki ben ne yapacağım? Hep biriyle yola çıkayım desem, e yine kucağa alınmak isteyecek ki bunun olmasını zaten istemiyorum. Böyle çaresiz kaldım derken, geçenlerde yine gözü karartıp çıktım. Bilerek olmasa da, yola çıkışımız Neşko’nun uyku saatine denk geldi. Mışıl mışıl uyudu. Bende kafam rahat gittim. Şimdilik kısa vadeli çözüm olarak dışarı çıkış zamanlarımı kendisinin uyku saatine göre yapmayı düşünürken, bu konu hakkında yabancı bir kaynak buldum. Sonuç verir mi bilmiyorum ama bir kaç öneri sunmuşlar. Bir dahaki yolculukta bende deneyeceğim. Benim gibi bu problemi yaşayanlar varsa, onlarda bu önerilerden faydalanabilir diye sizlerle paylaşayım dedim.

Aşağıdaki önerileri uygulayanların er ya da geç bu problemi çözeceği söyleniyor. O yüzden “bir kere denedim, işe yaramadı” demeyin. Tekrar tekrar deneyin.

  • Oto koltuğunu evinize alın. Bebeğiniz evdeyken oto koltuğunda biraz vakit geçirsin.
  • Sadece arabanızda duracak bir kutu oyuncak alın.Eğer yeteri kadar dikkat çekicilerse, böylece bebeğinizin ilgisi oyuncağa kayar.
  • Oto koltuğunun tutacağına oyuncaklar asın. Böylece bebeğiniz o oyuncaklara uzanmaya çalısacak, ilgisi dağılacaktır. Her yolculukta farklı oyuncaklar takın.
  • Arka koltuğa onun karşısına, bebekler için yapılmış resimlerden asın. Bu onun görüntüsünü değiştirecektir. (Aslına bakarsanız, koltuğun sırtına bakmak gerçekten can sıkıcı. Bu konuda onu suçlayamam.)
  • Bebekler için yapılmış CD’lerden alın. Müzik onu sakinleştirebilir ya da keyfini yerine getirebilir.
  • Doğa seslerini ya da elektirikli süpürge sesini CD’ye çekin. Ve bebeğinizi sakinleştrmek için bu sesleri dinletin.
  • Sizi görebileceği (ve sizin onu görebileceğiniz) bir ayna alın. Böylelikle bebeğiniz sizin onun yanınızda olduğunuzu düşünecek, paniğe kapılmayacaktır.
  • Dişlik ya da emzik verin. Bebeğiniz bir şey emerken ve çiğnerken sakinleşir.
  • Arabaya sık sık bindirin. Araba yolculuğuna ne kadar ara verirseniz, işiniz o kadar zorlaşır. ( Benim hatam! )
  • Biraz camı aralayın. Temiz hava, bebeğinize her zaman iyi gelir.

Yazıyı yazan Elizabeth Pantley, “bunların hiç biri tutmazsa, otobüse binin” diyerek yazıyı bitirmiş. 🙂 Çok teşekkürler gerçekten, bunu niye daha önce hiç düşünemedik?

 

Ne diyelim? Yeni tur, yeni şans. 🙂

 

Yorum Yaz