MONTESSORİ NEDİR ?

07 Mart 2013

DESENLİ FULAR / KAŞKOL MODASI

07 Mart 2013

NEŞ’İN ERKEN ANAOKUL MACERASI

07 Mart 2013

Geçenlerde çocuklarımızı artık sosyalleştirebileceğimiz, kendi yaşıtları ya da yakın yaştaki çocuklarla birlikte oynayabileceklerini okudum. Eskiden daha çok bireysel takılırken, şimdi daha paylaşmayı yavaş yavaş öğrenmeleri gerektiği söyleniyordu. Etrafta çocuklu anne tanıdığım çok olmadığı ve anca misafirlikte bir kaç çocukla karşılaşabildiğimiz için özel bir anaokulunda psikolog olarak görev yapan arkadaşımı aradım. “Sizi ziyarete gelmek istiyoruz.” dedim. Çünkü ancak bir anaokulnda bir çocuk topluluğu ile karşılaşabilirdik. Arkadaşım önce korkuyla ” Ama şu an Neşe için çok erken!!” dedi okula başlatacağımı düşünerek. Bende sadece Neşe’nin ortamı görmesini, biraz vakit geçirmesini istediğimi söyledim. Bunun üzerine dün sabah soluğu anaokulunda aldık.

Kapıda bizi 2,5 yaşlar karşıladı. Hepsi Neş’in başına üşüştüler. “aaaa çok tatlı” “ne kadar küçük” diye kendi boylarına bakmadan ablalık, abilik tasladılar. 🙂 Neş’te onlara gülücükler atarak karşılıp verdi. Bir ikisini de anlamadığım şekilde azarladı. 🙂 Büyük bir coskuyla merdivenlerden arkadaşlarıyla çıkmasına yardımcı oldum.

İçeriye adımımızı atınca bizim meraklı cücenin gözleri fıldır fıldır dönmeye başladı. Sonra kazayla bir sınıfa daldık. Yani Neş’ dalınca bende kendisine katılmak durumunda kaldım.

Yanlışlıkla 4 yaşların sınıfına düşmüşüz. Çocukların hepsi Neş’e kahkahaya güldüler. Bizimki emin adımlarla oyuncaklara yürüdü. Sonra onları izledi. Sınıf öğretmeni geldi. Bizimle biraz ilgilendi derken sınıftakilerin ilgisini bir hayli dağıttık. Neş’in elinden tuttuğum gibi “hadi gel bakalım üst katta neler var ?” dedim. Üst tarafta arkadaşım bizi bekliyordu. Okulun en küçüklerinin dersine katıldık. Öğretmen Neş’i tanıttı. Neş’te bir öğretmene bir çocuklara baktı, bana doğru geldi, döndü arkadaşıma yürüdü. Sonra sınıfın ortasında durdu ve çocukların şarkılarına eşlik etti. Bayağı eğlendik. Ta ki arada ufak bir afacanın Neş’i kasten ittirmesine kadar. Ve bizimki gümmm yere kapaklandı. İçimden çıkan kıvılcımlı sinire rağmen kendimi tutmam gerektiğini biliyordum. Aman tanrım hormonlarımı kontrol altında tutmakta zorlandığım yegane anlardan biriydi galiba. Bu koruma içgüdüsü nasıl güçlü bir şeydir böyle?!! Şimdi annemin bizlere karşı bu kadar titizlenmesini anlayabiliyorum…

Bu tatsız olay sevimli (!) çocuğun öğretmeninden bunu neden yapmaması gerektiğini açıklamasıyla son buldu. Ve sonra alt kattaki dans dersine katıldık.

İşte benim kızımın en favori ilgi alanı : MÜZİK

Müzik sesiyle dans eden çocukları görünce ben Neş’i tutamadım. Zaten bir anda sahneye atıverdi kendini. Başladı kendince dans etmeye. ( Sağ sol sallanıyor. Ellerde bir hareketler falan. Çok komik. 🙂 ) Şarkı bitince hemen müzik çaların yanında soluğu alıyor ve öğretmene açması için sesleniyordu.

Öğretmenler, Neş’e bakınca bu kadar sakin ve aynı zamanda aktif olmasına şaşırdılar. Çünkü genelde bu kadar kalabalık ve yabancı ortama giren çocuklar annelerinin yanlarından pek ayrılmıyor, çekiniyor ya da ağlıyorlarmış. Anasının kızı sosyal böcek işte.

Uyku vaktine yakın bizimkini zorla dans sınıfından ayırabildim.

Böylelikle bir anaokul macerasını da atlatmış olduk. 🙂 Anne- çocuk aktivitesi olarak denemenizi tavsiye ederim.

Yorum Yaz