PEMBERLEY

13 Şubat 2013

YAĞMUR ÇOCUKLARI

13 Şubat 2013

Neşe’SİZ TATİL

13 Şubat 2013

 Başlığa kanıp tatilimin neşesiz geçtiğini düşünenler şu an ciddi anlamda yanılıyorsunuz. Evet, tatilim Neşe’siz di ama gayet keyifli geçti.

🙂 

Uzun süredir ne zaman bir arkadaş ortamında bulunsam “ee  nereye gidiyoruz?” cümlesini söylemeden masadan kalktığım zor görülmüştür. İlla bir program yaparım. Gidemeyeceksem bile o programı yapmış olmanın hissi bile beni bir an olsun canlandırır. Malum, çocuk olunca bir süreliğine hayatınız iptal oluyor. Dünya O’nun etrafında dönüyor. Kendinizi unutuyorsunuz. Sanki Dünya’ya sadece anne olarak gelmiş gibi hissediyorsunuz. Çalışmaya başlayanlar için durumu atlatmak daha kısa süreli ama benim gibi home office çalışanlar ve  tam zamanlı anne olanlar için başka türlü düşünmek neredeyse imkansız.

Yine arkadaşlarımızda bir şeyler içerken ortaya birden tatil programı atıldı. (Bu fikri ilginçtir ki, bu sefer ben atmamıştım.) Bundan önce 3 programa Neşe yüzünden katılamadığım için yine arkadaşlarla yaptığımız Roma programına da katılamayacağımı içten içe düşünmekteydim. Daha sonra bu durumu daha ne kadar erteleyeceğimi düşündüm. Evet, Neşe hala anne sütü alan çocuktu, geceleri kalkmaya devam ediyordu, gün içerisinde anne sütüne başvurduğumuz anlar oluyordu. Bu yüzden zaten hiç cesaret edememiştim. Ama annemin verdiği destek ve telkinleriyle (bırakacağınız kişinin duruma hakimiyeti ve size verdiği güven çok önemli. Kayınvalidemle konuştuktan sonra bir an olsun aksini düşünmedim.) artık bir tatili hakketiğimi düşündüm. Bazı yakınlarımın “nasıl cesaret ediyorsun?”  söylemlerine duyarsız gibi dursam da, aslında hiç bilmediğim bir durumun bana vermiş olduğu bir cahil cesareti vardı üzerimde.

Ya Neşe ağlarsa ve susturamazlarsa?

Ya Neşe meme diye tutturursa?

Ya Neşe bir şey yemezse?

Ya geceleri uyumazsa?

Ya Neşe ağlamaktan katılırsa , morarırsa vs. olursa…

gibi gibi düşünceler kafamda tilki misali gezinirken hepsini geriye attım. Kararlı davrandım ve :

Bu tatile gidiliyor. Bitmiştir. ” dedim kendi kendime.

16 aylık annelik görevimden sonra ilk defa kendime zaman ayıracaktım. Samimi olmak gerekirse, tatilin nasıl olacağı, geçeceği konusunda son güne kadar hiç hayal kurmadım. Çünkü bir yanınız hep hayal kurmanızı engelliyor.

 

Neş'in valiziyle pozu:)

Neş’in valiziyle pozu:)

Bir gün önce, Neşe’nin valizini yaptık. Kıyafetler, yiyecekler, yoğurtlar, vitamin&ilaçlar, sevdiği oyuncakları derken koca bir valiz hemen doluverdi. O akşam biraz kötü olduğumu itiraf etmeliyim. İlk defa ayrı kalacaktık. Miniğimi çok özleyeceğimi farkettim.

Kendi valizimi 3 gün önce hazırladığım için son güne hiç bir şey bırakmamıştım. 🙂

Neş’i babaannesine bıraktık. Bu arada son günlerde onu o kadar çok öpüp koklamıştım ki, orda bu durumu abartacak bir harakette bulunmadım. Sağolsun Neş’te kalabalığı sevdiğinden hemen bizi unutuverdi. Kendisini dedesinin kollarına bırakıp bir güzel oyunlar oynadı. Babaannesiyle şarkılar söyledi. Bizde bu sırada çıktık.

Vay… Neşe yok ve evde 2-3 saatliğine yanlızız!  

Tabi ki, bu yanlız dakikalarımız sevimli eşimin bir  kadar sevimli valizin hazırlamakla geçti. Kendisine defalarca son gün hayatta valiz hazırlamayacağımı söylesem de, yine iş başa düştü. Yoksa tüm dolabı alt üst edecek, 12557423 kere aşkım şuyum nerde? buyum nerde? diye soracak. Duruma beni illa ki dahil edecek. Kaçışımın olmadığını görüp valizi doldurmaya başladım.

Gecenin bir köründe (ve hatta biraz sabaha karşı bile olabilir)  yola çıktık. Yorucu yolculuktan sonra, pasaport kontrolünden geçer geçmez, çocuklar gibi zıplamaya başladım. 🙂 Bir süreliğine deli muamelesi görsem de, umrumda değildi. İşte şimdi heyecanlamaya başlamıştım. 🙂

Daha otele varmadan babam aradı. “Sakın bir daha bu çocuk beni uyutmuyor. O yüzden sabahları geç kalkıyorum. Gece hiç uyumuyorum, deme .” deyince (çoğu zaman sabah geç kalma konusunda Neşe’yi kozum olarak kullandığım doğrudur. İtiraf ediyorum 🙂 ) , anladım ki geceleri umduğumuzdan güzel geçmiş. Bizimki, bildiğiniz 2 defa kalkmış ve her kalktığında su verilince yatmış. İki pışpışta uyumuş. Şaşılacak şey!

Bu rahatlamayla Roma’yı daha ilk günden talan ettiğimi söylememe gerek yok herhalde. Çok güzel bir 4 gün geçirdik. Sabahlara kadar kesintisiz uyku, sabah (10 gibi) tacizsiz rahatça gerine gerine uyanma, sokaklarla Neşe’nin yemeği,uykusu,dıdısı olmadan rahatça dolaşma, parklarda bisikletle gezinme, gece dışarı çıkma, istediğimiz yerde istediğimiz kadar oturup sohbet etme, dakikaları saymadan alışveriş yapma, arkadaşlarımızla bağıra çağıra gülüp eğlenme !

Oh be! Kendime geldim!

Evdeki durumlara dönecek olursak, önümüzdeki 3 gün boyunca, Neşe geceleri aynı uysallıkla geçirmiş, gündüzleri de çok eğlenmişler. Arada gelen fotoğraflardan bende bunu görebiliyordum. Annemler torunlarına doyarken, bende çok özlediğim kendime, kocama bolca vakit ayırmıştım.

Çok mutluydum. İlk tatil deneyimimiz harika geçmişti.

E şimdi sırada ne var? demeden edemiyor insan! 🙂

 

 

2 comments

Yorum Yaz