Jennifer Garner ve Ben Affleck'in Oğlu Oldu!

09 Mart 2012

GUCCI'NİN YENİ YÜZÜ BİR PRENSES

09 Mart 2012

MANSFIELD PARKI

09 Mart 2012

Jane Austen, iyi ki yazar oldun. Okumaya doyamadığım kitaplarını yazdın. Üniversitede bölümümü sevmeme neden oldun. Her ne kadar romanların filme uyarlansa da, ben o filmleri izlerken asla senin kitabından aldığım hazzı almıyorum…

Fena bir Jane Austen okuyucusuyumdur. Aşk ve Gururla başlayan maceram daha sonra Akıl ve Tutku, Emma, İkna ve Northanger Manastırı ile devam etmişti. En son “Mansfield Parkı”nı okudum. Kitabın kalınlığı sizi korkutmasın. Su gibi akıp gidiyor zaman. Jane Austen okumak böyle bir şey işte. Kitabın içinde yol alırken büyük bir heyecan dalgası sarıyor insanı. Tabi sonunda Jane Austen her zaman haklıya hakkını verir o başka. Belki bu yüzden seviyorum bu kadını. Belki de kendi hayatında mutlu sonla bitmeyen aşkına inat tüm romanlarında mutlu sonla bitirdiği aşıkları yazdığı için..

Mansfield Parkı’ı Fanny Price’ın hikayesidir aslında. Yoksul ve ilgisiz bir aileden gelen Fanny, ailesi tarafından zengin teyzesi ve eniştesinin (Bertramlar) malikesine gönderilir. Ve Fanny’nin macerası böylece başlar. E, Jane Austen kitabın yazarı olur da, içinde aşk olmaz mı ? Tabi ki olur. Fanny malikaneye gelir gelmez kendisine yakın bulduğu ve daha sonra her konuda destekçisi olan Edmund’a karşı içinde bir sevgi büyütür. Bu sevgi zamanla büyür büyür ama gelin görün ki, Edmund kalbini onu hiç haketmeyen Mary Crawford’a kaptırır. Bu arada, ev içerisinde Fanny’nin işi oldukça zordur. İki şımarık kız yeğeninin gölgesinde kalmaktan kurtulamaz. Teyzesi Mrs. Norris’in bencilliklerinin kurbanı olur. Onu bu dışlanmışlıktan kurtaran Edmund’a duyduğu aşktır.

Fanny’nin hikayesi buraya kadar çekici geldiyse, Mansfield Parkı’nı okuyun derim. Aman ne ucuz hikaye demeyin. Kitabı okuduğunuzda, Jane Austen’nın bugünün “çıtır  edebiyatı” yazarlarından nasıl farklı olduğunu anlayacaksınız.

 

 

 

Yorum Yaz