Çevremizi Temiz Tutalım

28 Mayıs 2016

Neden Çocuğum Sinirli?

28 Mayıs 2016

Kaplumbağa

28 Mayıs 2016

Neşe özofagus atrezisi ile doğduğunda bizim için her şey çok yeniydi. 3 ameliyat olduk, iyileştik evimize geldik…

Her şey öyle normaldi ki…
Sanki onca badireyi biz atlatmamıştık. Sanki onca gece uyumadan, gözlerimiz şişene kadar araştırmalar yaparak geçirmemiştik. Sanki orada yatan minik bedenin günlerce iyileşmesini beklememiştik…
Eski hayatımıza döndük. Eşim işine gitti. Ben her gün bebeğimle güzel zamanlar geçirdim. Normal bir anne olmanın tadını çıkardım. Sonra Neşe’de yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu sezdim. Midesinden garip sesler geliyordu.
İlk doğum sırasında hastanede çok vakit geçirmiş ebeveynler bilirler. Çocuğunuzun hasta olduğunuzu herkesten önce siz anlarsınız. Hissedersiniz… İlk başta inkar edersiniz. Görmezden gelirsiniz. Sonra o his o kadar güçlüdür ki kaçamazsınız. Tekrar ve tekrar çocuğunuz size aynı sinyalleri gösterir :
Ben hastayım anne.
Nitekim doktorun beni fazla pimpirik bulmasına karşın zorla gittiğim hastaneden çıkamadık. Ve tekrar ameliyat olduk. Bu kez ismi farklıydı ama yine benzer süreçler atlattık. Tekrar eve geldik.
Neşe’nin ilk hasta olduğu zamanı hatırlıyorum. Şiddetli öksürük ve sonrasında bronşit olmuştu. Ne kadar olası bir şey dimi? Her çocuk hasta olur ama camdan bir bebeğiniz varsa, o zaman en ufak hastalık sizi tekrar o hastane odasına götürür. Beyniniz orda yaşar, siz günlük işlerinize devam edersiniz. Endişe içinizi yer ama siz hiçbir şey yokmuş gibi davranırsınız.
Neşe iki buçuk yaşında birden yemek yememeye başladı. Ardından şiddetli ishalle birlikte acil hastaneye gittik. Tekrar ameliyat olduk. Tekrar aynı süreçler. Tekrar evimize geldik. İki gün sonra da ikinci kızım Defne’yi doğurdum. Neşe hastane odasındaydı ve sanki iki gün önce hastaneden o çıkmamıştı. Kardeşi için hazırladığımız kurabiyelerden yiyip dans ediyordu.
Neşe okula başladıktan sonra her kış zatürre olur. Bir ya da iki kez. Bir, iki defada köşesinden döner, bronşiyolit olur. Öyle bir öksürür ki, benim ciğerim ağzıma gelir.
O her hasta olduğunda tek hatırladığım, mavi perdeli, demir yataklı hastane odasıdır. Ruhum orada yaşar, bedenim evde…
Camdan bebeğe sahip olmak zordur ama bir o kadar maneviyat katar insana… Güç katar…
Bir keresinde, hiç unutmuyorum, bir arkadaşım bana “Nasıl bu kadar güçlü olabiliyorsun?” diye sormuştu. Bende ona şu hikayeyi anlatmıştım:
“Bir baba oğluna her gece uyumadan önce hikaye anlatıyormuş. O gece de timsah ve kaplumbağa masalını anlatmaya başlamış. 
Bir gün timsah kaplumbağayı yutmak istemiş ve onu kovalamaya başlamış. Tam yakalayıp yutacağı sırada kaplumbağa bir anda zıplamış ve ağaca tırmanmış. Masalı ilgiyle dinleyen oğlu ‘Baba hiç kaplumbağa ağaca zıplar mı?’ diye sormuş. Baba şu cevabı vermiş: Tabii ki çıkamaz  ama o anda çıkması lazımdı oğlum, çıkması lazımdı. Kurtulması için ağaca çıkması lazımdı… “ 
 
Bu yazımda zor günler atlatmış, hala yaşamakta olan tüm kaplumbağalara gelsin…

Yorum Yaz