ISPANAK YATAĞINDA TAVUK

25 Haziran 2012

HER EVE BİR GYMSTICK

25 Haziran 2012

İŞTE GELDİM BURDAYIM!

25 Haziran 2012

Yazmaya hiç bu kadar ara vermemiştim heralde. Uzuuunn bir süre sonra bilgisayarımı açıp yeni yazılarım için kolları sıvadım.

Gelin görün ki, konuya balıklama dalmamak için bu 1.5 ayda neler oldu, değişti bir özet geçeyim istedim…

 

Geçen zaman içerisinde daha hareketli bir yaşama adım attık. Neşe’nin yemesi, içmesi, oynaması, gezmesi, uyuması derken bir gün diğerini izliyor ve ben zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamıyorum. Zaten boş zamanımı “ne yapsam?”diye geçirirken Neşe kuş uykusundan kalkıyor ve ben yine bilgisayarı teğet geçiyorum. Bir süre de sitemde oluşan bir sorun yüzünden yazamamıştım. Daha sonra 234345645353 intihar girişimi ve sayısız mektup alınca bende yazma kararı aldım. Hala bir kaç kişinin psikolog masrafını karşılıyorum. Merak etmeyin, bundan sonra hep burdayım.

Gelelim ayrı kaldığımız 1.5 aya…

En son ek gıdalara başlamıştık. Aynı hızla devam. Her hafta 5 gün kıymalı, 1 gün balıklı, 1 gün de tavuklu olmak üzere her gün birbirinden tatsız tutsuz sebze çorbası içiyor. Balığı çok sevmesine rağmen, tavuk konusunda pek bi iştahsız. Yoğurt yapımında hala anneannemiz destek veriyor. Hala anne sütüne devam ediyor. (thanx goddd!! ) Diş çıkarma çabasında olduğu için arada bir huysuz. Geçirdiği ameliyatlardan sonra, gelişimi yaşıtlarına göre biraz geri kalmıştı ama geçen süre de bu farkı gıdaları ve anne sütünün sayesinde kapattı. Şimdi maşalla yerinde duramayan, herşeyi yemek, içmek isteyen bir canavar oldu çıktı başıma. Bir yere gittiğimizde ” ay çok hareketli” dediğimde, beni utandıracak derecede de uslu bir çocuk. Zaten “benim çocuğum böyle, şöyle” triplerinde takılıp sürekli moraranlardanım. Son tribim ” valla her gün huy değiştiriyor” diyerek orta karar bir cevap verip işin içinden sıyrılmak.

Geçenlerde Neşe’yi ilk defa denize soktuk.  Soktuğumuz saat itibariyle babadan veto alınca(her ne kadar kendisi 12:00 diye iddia etse de, biz 11:28’de evdeydik), deniz saatini tembel annesi 10:00’dan önce sokamayacağı için 16:00’dan sonraya aldık. Meğer, 10:00- 16:00 saatleri arasında bebekler ve yaşlılar girmemeliymiş. O kadar yazı yazarım, araştırırım, okurum böyle bi bilgiyi gözden kaçırmam şaşılası. İşime gelmedi herhalde… Deniz maceramıza dönersek, kendisini iki dirhem bir çekirdek plaja hazırladık. Hello Kitty’li mayosu ve havlusu takım, plaj elbisesi ve uyumlu şapkasıyla ortalığı yıktı geçirdi. Gazetecilere bir kaç poz vermeden denize girmek içine sinmedi. Böyle de vefakar benim yavrum. Şaka bir yana, Neşe’nin fotoğrafını çekmekten telefon hafızamda yer kalmamış. Çocuğunun her sn çeken, anı kaçıran annelerden oldum çıktım. Şimdi hafıza dolup çekemeyince, normale döndüm neyse ki.

Neş denizle buluşunca, o ayaklar eller hiç durmadı. Zaten ellerini yıkamak için lavaboya yaklaşınca önce ayaklarını sokan cinsten olduğu için denizi sevmesi beklediğimiz bir durumdu. İlk denize götürüş, suya sokma ve dönüş yolu tabi ki içten içe stresliydi. Aman hasta olmasın, üşütmesin, başına güneş geçmesin derdinden bu deneyim zevkli olmaktan çıkıp endişe silsilesinden ibaret bir hal alıyor. Neyse ki, şimdi zararsız saatlerde, kremli, şapkalı götürürken içimiz çok daha rahat. Bu arada krem olarak Mustela’yı kullanıyoruz. Ama İzmir evdeki Coppertone’den de memnunum.

Bense, bu süre içinde bi kere zumbaya gittim. Fakat evde dans etmekten farksız olduğunu görünce ve öyle aman aman bir etkisi olmadığını öğrenince, spora geri döndüm. Şimdi gymstick diye bir sopayla kilo verme çabasındayım. Geçenlerde incelme heveslisi olarak ilk defa yarım saat yüzdüm ve fark ettim ki benim yüzme ortalamam 7 dakikayı geçmiyormuş. Yarım saati geçirene kadar ne kadar saçma sapan hareket varsa, hepsini yaptım. (bombalama atlama, havuzda yürüme, bacak çekme, dip dalma, takla atamama, yaşlı teyze hareketi göbeğe press yapma…) Tartıya çıkınca kendimi aynı kiloda görünce hezeyana uğrayan ben, yediğim kurabiye ve çikolota sayısını düşürmessem bu işin olmayacağına kanaat getirdim. Ve hazır günlerden Pazartesiyken, bugün aldığım kararla kurabiye, çikolata, tatlı, dondurmayla ilişkime uzun süre ara vermiş bulunmaktayım.

Geçen hafta Çeşme’ye yerleşerek hayatımıza yeni bir sayfa açtık. Neşe burda daha mutlu, onunla ilgilenecek daha çok kişi var (ki Neş’in ilgi manyağı bi çocuk olduğunu düşünürsek, burası onun cennneti), bende tatil yapıyorum, film izliyorum, kitap okuyorum. Ve bigisayarımın gelmesiyle artık yazı yazmaya başlıyorum.

Şimdilik bizden haberler bu kadar…

Yorum Yaz