EVDE ÇOCUK HASTAYSA…

16 Aralık 2012

YAŞAMA YOLCULUK

16 Aralık 2012

İŞLER GÜÇLER

16 Aralık 2012

Yazımın “İşler Güçler” dizisi hakkında olduğunu düşünüp okumaya başlayanlar şu noktada sayfayı kapatabilirler. Bu “İşler Güçler”  tamamiyle benimle alakalı. Ha dizinin hastasıyız o ayrı. 🙂

Fıtıfıtıfıtıfıtı

Sene 2010 yeni evlenmişim. Önümüz upuzun yaz. Tüm arkadaşlarım çalışmakta. Çeyiz bitti, düğün telaşı bitti, ev bitti derken ben dımdızlak işsiz güçsüz kalmışım. ” E şimdi napıcam ? ” diye soruyorum. Kendimi bir türlü meşgul edemiyorum. Ali’ye “canım çok sıkılıyor” diyorum. Evet itiraf ediyorum, yer yer dırdır ediyorum. O da evle ilgilenmem, bahçeyle uğraşmam gibi sıkıcı teklifler sunuyor. Hatta bir evi yönetmenin ne kadar zor olduğundan bahsedip hiçte hoşuma gitmeyen açıklamalarda bulunuyor. Bu bana yetmiyor. Bir şekilde işe yaramalıyım diyorum.

Israrcıyım. 🙂

Bir kaç ay sonra internette satış yapmaya başlıyorum. Bu macera uzun süre devam ediyor. Bu süre zarfında yaz bitiyor. Zamanında aşık olunup bi tarafa takılmayarak gidilmemiş, itinayla kalınmış tüm dersler yine karşımda. Bu sefer kaçış yok, bitireceğim.

Evet, yeni bir misyonum daha var.

Meşgulüm.

Üzerine tez konum seçiliyor. Sıkı çalışmak lazım. Bu arada bir blog açıyorum. Bloğa yemek serüvenlerimi yazıyorum. Derken hamile kalıyorum. Danışman hocam ve ben aynı anda hamile kalıyoruz hatta. 🙂 Çalışmalarımız boyunca birbirimizin en şişman ve en çirkin hallerine tanık oluyoruz. “Sen ne yiyiyorsun?”, “Kayısı yararlıymış.”, “Bizimki ..kg” ,  “Sizinkinin ultrason resmini at” gibi geyikler yapıyoruz.

Ve ben mutluyum. Çünkü çalışıyorum. Yeni şeyler öğreniyorum…

İnternet işlerime ara veriyorum. Çünkü bu tez şakaya gelmez. Bitiremezsem, okuldan atılma tehlikesiyle karşı karşıyayım. 🙂

Makaleler okuyor, gün boyu kendimi yemeye içmeye veriyorum. Arada bir blog yazıyorum. Yazarken kendimi özgür ve bir o kadar mutlu hissediyorum.

Hamileliğin 8. ayı tez sunumuna hazırlanıyorum. Okula annemle gidiyoruz. Annemi anfide 2 saat kilitleyip sunum yapıyorum. Eski günlerdeki gibi… ( Sınava hazırlanırken çalışmam bittiğinde anneme anlatırdım bildiklerimi 🙂 )

Neyse ki, annem neden bahsettiğimi anlamamasına rağmen konuşmamı akıcı buluyor. Konuya hakimmişim. 🙂 Hocalarımda annemle aynı fikirde olacaklar ki, mezun oluyorum. Hamileyken kepli resmim oluyor. 🙂 “Neş’ bu senin için” diyorum. 🙂

Tez danışmanımla mezuniyet pozumuz :)

Tez danışmanımla mezuniyet pozumuz 🙂

Tez sunumu çıkışı belime esen ani rüzgarla bir anda kasılıyorum. Ve önümüzdeki bir ayı 70 kilo ve topallayarak geçiriyorum.

Önemli değil! Yine de mutluyum. Çünkü mezun oldum. 🙂

Doğum sonrası bloğa devam ediyorum. Yazmak beni hiç bu kadar eğlendirmemişti. Tüm yazı neredeyse yazarak geçiriyorum. Mutluyum. Çünkü yazdıklarımı okuyanlar ve benimle iletişime geçenler var. 🙂

Yaz ortası çok yakın arkadaşımdan bir teklif geliyor. Uzun zamandır zevk alarak ilgilendiğim bebek&nikah şekeri yapımını gerçek bir işe dönüştürmemizi öneriyor. “Neden olmasın?” diyorum.

Yeni bir misyon daha. Hem de en zevklisi!

Yaz sonu konuşup, anlaşıp işe koyuluyoruz. Mutluyuz! Çünkü sevdiğimiz işi yapıyoruz. Aşkla bu yola baş koyuyoruz. Şimdi Miss Sweet adında taze bir firmamız var. Gün geçtikçe duyuluyor, yepyeni insanlarla tanışıp onları mutlu ediyoruz.

Neden bunları anlattım? 

Çünkü evinde sıkılıp kendini işe yaramaz hissedip mutsuz olan bir çok kadının varolduğunu biliyorum. Ama gerçek bu değil! Her zaman kendimize bir misyon edinebiliriz. Zorluk derecesi de önemli değil. Önemli olan kendine bir şey katmak. Yaşamdan zevk almak! Ve sonucunda MUTLU OLMAK …

Herkesin zevk aldığı işi yapması dileğiyle,

KüçükKadın

 

3 comments

Yorum Yaz