ÜNLÜLERİN ŞİRİN ÇOCUKLARI

02 Temmuz 2012

2012’NİN ZAC POSEN ELBİSELERİ

02 Temmuz 2012

İLK 6 AYDAN SONRA BEBEKLERDE GELİŞİM

02 Temmuz 2012

Bebeğimizde ilk 6 ayda hızlı bir gelişim görüyoruz. Ayda ortalama 600-900gr alıyor. Ki bazılarımızda bu 1 kg ‘a kadar çıkıyor. Hızla büyüyorlar. Ama ikinci 6 ayda bu durum değişiyor ve bebeğimizin gelişimi yavaşlıyor. 6-12 ay arası bebeğimizin alacağı kilo ilk 6 aydakinin yarısına eşit. Ayda 300-400 gr alması bekleniyor. Boy gelişimi de ortalama 1-1.5cm arasında seyrediyor. Tabi istisnalar kaideyi bozabilir. Bunlar ortalama oranlar.

Mental gelişim bu aylarda artık daha çok öne çıkıyor. Bebeğimiz herşeyi anlıyor, tepki veriyor, dinliyor, gülüyor, heyecanlanıyor, mimik yapmaya başlıyor… Alkıştır, telsaradır, bilimum el oyunları itinayla öğretiliyor. Konu komşuya ” aaa bak bizimki nasıl alkışlıyor” diye gösteriliyor. Karşındaki de şaşırmaya çalışıyor. Bir sevinç silsilesi ki sormayın. Bu sırada çocuk alkışlamazsa, “Aaa utandı” gibi bahaneler bulunuyor. İşte böyle bir şey çocuk sahibi olmak. İnsan neyle övüneceğini bilemiyor bu dönemde. Yani, umarım bu dönemdedir. Yoksa valla çekilmez insanlar olarak dolaşırız ortalıklarda.

Benim bu aralar dikkatimi çeken Neşe’nin bana olan düşkünlüğü. Bir annecilik, arkadan ağlama, tensel iletişim isteği (kucağa alma, sarılma gibi)  gibi davranışlar ortaya çıktı. Anneden ayrılma endişesi gibi bir durum söz konusu. Bir de anneyi görünce bir naz, niyaz durumları var. Eğer bir yere gittiysem, bir süre sonra gelince Neşe beni görünce çıldırıyor. Bağırıyor, mızmızlanıyor. “Anneyi geldi ya, şımar” halleri tam. Saçlarımdan tutup burnumu, yanağımı sıkıştırıyor. Bir nevi beni yiyiyor diyebilirim. Bu durum aslında onların duygusal anlamda nasıl geliştiğini gösteriyor. Önceki ayda bu kadar farkındalık ve anneyi kayırma yokken, bu ikinci yarı da bildiğiniz onların gözbebeği oluyoruz. 6-7. ayda herkese karşı iyiler ama en çok  annelerine karşı… (yupppiii!!)

İkinci 6 ayda isteklerini açıkça belli ediyorlar. Yatmak istemediğini, yemek istemediğini, uykusu geldiğini… Neşe’ye (8 aylık) uyuması için masal anlatıyorum. Susunca “ıııhhhhgg” diye bi ses çıkarıyor. Bu devam et demek. 🙂 Yani, bizde onların dillerini daha net anlıyoruz artık. Bu da bizi birbirimize daha çok bağlıyor.

6-12 ay arası önce desteksiz oturmayı, sonra emeklemeyi ve ardından ayağı kalkmayı öğreniyorlar. İşte o zaman bizim için zor günler geliyor demektir. Emekleme ya da yürüme hangisi olursa olsun, bebek ikisinde de her deliğe giriyor, açık olan her şeye elini atıyor, tutuyor, sonra ağzına sokuyor, çiğniyor, vs… Çocuk bakmak hiç bu kadar çakallık gerektirmemişti. Şimdi nereye elini sokar, kafasını çarpar, gider diyerek bir sürü senaryo kuruyoruz kafamızda. İlk bebek güvenlik kapımızı aldık bile. Bu arada acayip haraketleniyorlar. Koltukta falan öyle bırakmaya gelmiyor. Doktorumun o kadar “sakın yanlız bırakma” demesine rağmen, geçen hafta içeriye 2 dk’lığına gittim. Döndüğümde Neşe’yi koltuk ile puf’un arasında başaşağı pozisyonda ayakalar havada buldum. Ne ara koltuğun ucuna geldi, arasına girdi, şok oldum. Aman ha siz siz olun, gözünüzün önünden ayırmayın yavrunuzu. Bu olay bana ders oldu. 1 saat kendime gelemedim vallahi.

Gıda konusuna gelince, püreden pütürlü gıdaya geçiyoruz. Yemek yeme konusunda ise ne kadar kendi başına yemesine izin verirseniz, o kadar çabuk kendi kendine yemek yemeyi öğretir. Tabi biraz sabır ve kirlenmeye tahammül gerektiren bir durum. Bu konuda pek taviz vermeyi sevmeyen insanlarız. “Aman üstü başı kirlenmesin”, “etrafı kirletmesin”  kafasıyla haraket edersek, daha çok besleriz bu çocukları. Ayrıca kendi kendine yemek yemeyi öğrenme çabası, onları kendine güvenen, ayakları üzerinde durabilen bireyler olarak yetişmesinde atılan ilk adımlardan biri.

Dşler 2. yarıda eziyete başlıyorlar. Diş çıkarken bazı çocuk huysuzlaşırken, bazısı ise hiç hissetmiyor. Bizimkinin çıkarması çok yakın. Şu aralar uykuya dalmada zorluk yaşıyoruz. Ara arada ateşi yükseliyor ama Allah’tan öyle tehlikeli boyutta değil. Umarım bizi üzmeden çıkar dişlerimiz.

Çocuk büyütmek çok çetrefilli bi işMİŞ. Bugün “aman yaaaee” diye önemsemediğimiz bir durum, 20 sene sonra bambaşka şekilde karşımıza çıkabilir. O yüzden herkese bol sabır ve hoşgörü diliyorum.

Hepimizin mutlu ve sağlıklı çocuklar yetiştirmesi dileğiyle…

 

Yorum Yaz