HAYAT O KADAR EĞLENCELİ DEĞİL!

21 Ocak 2016

Neşeli Aktivitiler 18

21 Ocak 2016

Hayır O Benim !

21 Ocak 2016

Geçenlerde yazdıgım anneyi paylaşamama sendromundan sonra gelen sendrom : Hayır O Benim!

Karşı cinsten bir kardeşim olduğu için pek oyuncakla ilgili paylaşma sorunumuz olmamıştı. Fakat, bizim evde iki kız olunca, bunun ne kadar farklı bir şey olduğunu şu an anlayabiliyorum.

Yaşları yakın olduğu için oyuncakları ortak kullanıyorlar.  Bazıları ortak olmasa bile Defne’nin en özendiği kişi ablası olunca, onun oyuncaklarına da el atıyor. İkisine ayrı hediye gelirse , hep Neşe’ninki daha güzel. Ya da bazen Neşe, Defne’ninkini beğeniyor, bu sefer başlıyor oyuncak kavgası. Hal böyle olunca evdeki her oyuncak için kavga ediliyor. Kim neyi beğenirse beğensin, ötekinin en sevdiği oyuncak oluveriyor. Anlayamadığım bir oyuncak , ceket, çanta, bere, vs… adı ne olursa olsun paylaşılamıyor. Yerde gördükleri bir ekmek kırıntısı için bile mücadele edebilecek noktaya geldiler. Yılbaşı günü hediye paket kağıdı için bile kavga ettiklerini gördükten sonra artık bu olayla ilgili şaşırma durumumu rafa kaldırdım.

Kavgalar genelde iki tarafın aynı oyuncağı çekiştirmesiyle başlıyor :

N: O oyuncak benim!

D: Hayıy beniimmm!! (genelde ağlayarak)

N:Önce ben aldım!

D: Hayıyyy benimmm!!

N: Sana o benim dedim!

D: Hayıyyy hayıyyyy ! Bennnimm bennimm!

N&D : AAAANNNEEEEEEE!!!!!

Ve sonra oyuncak uğruna birbirlerine zarar vermeye başlıyorlar. Defne ağlıyor, Neşe küsüp gidiyor ve ben gerçekten o noktada ne yapacağımı şaşırıyordum.

İlk karışmamayı denedim. Ben karışmadıkça onlar kendi aralarında daha çok karıştılar. Sonra taktik değiştirip karışmayı denedim. Bu sefer de bir tarafa hep kötü oldum. Bu da pek hoşuma gitmedi tabi. Daha sonra, bu kavgalardan çok sıkıldığımı söyledim. Kimsede bir değişiklik olmadı. İyilikle konuştum, paylaşın dedim, imkansız! Sonra başka bir oyuncak önermeyi denedim. Bu seferde önerdiğim oyuncak için kavga etmeye başladılar.

ŞAKA MISINIZ?!!

Sonraları ikisininde paylaşamadığı oyuncağı alıp uzanıp alamayacakları bir yere koydum . Durumu anlatmalarını istedim. İkisine de sorular sordum. Durumun ciddiyetini anladığımı gösterdim. Büyük bir sorun (!) olduğunu kabul ettim. Daha sonra o oyuncakla nasıl başka oyunlar kurabileceklerini anlattım. Beraber aynı oyuncakla oynayabileceklerini gösterdim.

Diyelim ki, paylaşamadıkları bir Minnie .

Minnie’ye bir şeyler yedirebilirsiniz / Minnie’nin doktoru olabilirsiniz / Minnie ‘ye arkadaş bulabilirsiniz gibi gibi fikirler vererek kavga etmeyeceklerinden emin olduktan sonra oyuncağı tekrar ortaya koydum. Ve odada bir köşeye oturdum. Biri Minnie’ye yemek yapıyor, diğeri kahve hazırlıyor. Biri Minnie’nin doktoru , diğeri hemşiresi oluyordu. Sanki biraz önce delicesine bağrışan bu iki tatlı cadı değildi. Anlamıştım ki, rekabeti farklı yaklaşımlarla en aza indirgeyebiliyordum. Biri ailedeki ağırlığını korumaya çalışırken diğeri de “bende burdayım” diyordu. Ama farklı görev dağılımı yaptığımızda ortada rekabet-çekişme gerektirecek bir konu kalmıyordu. Böylece, iki kız kardeş güzelce beraber oynayabiliyordu. 🙂

 

 

Yorum Yaz