Hamilelikte Yedinci Ay

16 Ağustos 2011

Madonna 53 Yaşında!

16 Ağustos 2011

Hamilelikte 30. Hafta ve Yolculuk

16 Ağustos 2011

Hamilelikte yolculuk diye daha önce bi yazı yazmıştım. O zaman her şey çok kolaydı. Edindiğim , okuduğum bilgileri derleyip benim gibi hamilelere biraz bilgi vermek amaçlı kısa bi yazıydı benimkisi… Oysa şimdi 30. haftamda bunu yaşayarak yazmam tamamen bambaşka bir deneyim.

30. haftada ne yolculuğu demeyin. Biliyorsunuz , 36. haftaya kadar doktor izniyle uçma hakkımız var. 28 ve 36 hafta arası son 7 gün içerisinde alınmış doktor raporunuz size hiç bir sorun çıkarmadan uçmanızı sağlar. 36. haftadan sonra ise doktor raporu da dahil hiç bir şekilde uçamazsınız. Tabi bu ikiz bekleyenler için yanılmıyorsam 32. hafta idi. Doktorumla son görüşmemizde bir sakıncası olup olmadığını sorduk. O da bize kızımızın en fazla Fransız olabileceğini söyledi. (Nice’e tatile gittiğimizden dolayı 🙂 ) Gördüğünüz gibi kendisi akıllı olduğu kadar bir o kadar da espirili. Doktorumun da telkiniyle bir engel çıkmayacağını, hatta doğum gibi bir olay gerçekleşirse bunun macera olabileceğini  düşünmeden edemedim:P (Bu düşüncemden yola çıkarsanız, benim ne derece çatlak bir insan olduğumu anlayabilirsiniz.)

Yolculuk önce İzmir- İstanbul arası kısa mesafede bir uçuşla başladı. Hiç bir sorun yoktu. Gayet kısa 45dk’lık bir uçuştu. İlginç bir şekilde kimse hamile olduğumu anlamadı ve raporumu göstermemi bile istemedi. Bu arada dedektörlerden geçerken rahat olabilirsiniz. Bebeğinizin sağlığını etkileyecek hiç bir durum yok. Sadece bavulunuzun incelendiği makinaya çok yaklaşmamanız gerekiyor. Güvenlik teyzenin bana ufak bir uyarısıydı bu. Sizinle de paylaşmak istedim.

O akşam seyahate çıkacağımız arkadaşlarımızla beraber İstanbul’da kaldıktan sonra havaalanına gitmek için ertesi sabah gözlerimizi 07:00’de açtık. Erken kalkmak yıpratsa da, gideceğimiz yeri düşündükçe neşeli halime dönüverdim.

Size yolculuğa çıkmadan önce söyleyeceğim tek şey, yanınıza su alın!!! Bol suya ihtiyacınız olacak . Uçakta hostese hamile olduğumu, bol suya ihtiyaç duyduğumu söylediğim ve bana şişe su vermesini rica ettiğim halde bana şişe su vermedi. Kendisini istediğimde çağıracakmışım. İki dakikada bir onu çağıracak halim olmadığımdan susuz kaldım. Böyle bi saçmalık yok. O yüzden siz siz olun, suyunuzu götürün. Çünkü vücut çok fazla hareketsiz kaldığından bu sefer ayaklar başlıyor ödem yapmaya. Benim bileklerimi ve ayaklarımı görmeliydiniz. Resmen 160 kilo bir bedeni taşıyorlarmışcasına büyüktüler. Eşimin gösterdiği bir kaç ayak egzersizi yapsam da, artık herşey için çok geçti bileklerim feci halde şişmişti. Sırtım çok ağrıdı. Burnum tıkandı. 2.45 dakika boyunca ah şuram ah buram diye diye geldim. Eşimin intihar etmeyişine hala şaşıyorum 🙂

Yolculuk benim için adeta bi eziyetti. Hareketsiz kalmak insanı çok yıpratıyor. Amerika’ya falan gidenleri gerçekten tebrik etmek istiyorum.  Tam uykuya dalacakken, burnuma yemek kokuları gelince bu sefer aç kalıcam korkusuyla yemeği beklemeye koyuldum. ( Halbuki daha iki saat önce fena bir kahvaltı yapmıştım. ) Bu arada tatil boyunca bir aç kalıcam tribidir gidiyor. Dönüşte kaç kilo aldığımı görünce ufak çapta bir şok yaşayabilirim.

Kalkış ve iniş anlarında pek bir rahatsızlık duymadım .Heyecanlanmadım. Veya her hangi bir kasılma hissetmedim. Tabi bu herkeste aynı tepkiyi yaratacak değil. Ben sadece hissettiklerimi sizinle paylaşıyorum.

Uçaktan indikten kısa bir süre sonra  otelimize vardık. Herşey çok güzeldi . Hava, güneş, kum, insanlar , butikler… Hiç dinlenmeden yemeğe gitmeye karar verdik. Malesef benim için pek iyi bir karar değildi. Çünkü halihazırda kocaman iki ayak ve ağrıyan bilekler varken bunun üzerine hiç dinlenmeden haldır haldır yemeğe gitmek beni acayip yordu. Eczaneye gidip işime yarayacak bir şeyler almaya karar verdim. “Antistax” adında ayakların rahatlamasını ve ferahlamasını sağlayan bir sprey aldım. Masaj yaparak uyguladığınızada daha etkili bir sonuç alabiliyorsunuz. Açıkçası Türkiye’de ürün var mıdır, muadilleri nelerdir bilmiyorum. Ama yolculuğa çıkmadan böyle bir sprey edinmenizde fayda var. Yaz hamileleri için ödem malesef kaçınılmaz bir sorun.

Otelinize gitmeden önce ufak bir alışveriş yapın. Süt ve kraker almanızda fayda var. Her zaman çantanızda su ve yiyecek bir şeyler bulundurun. Hiç olmadık yerde ve zamanda karnınız acıkabiliyor. Hamilelik ilerledikçe öğünler sıklaşıyor ve kendinizi hep aç hissediyorsunuz. Su ise çok önemli. Bebeğiniz susuz kalırsa , erken doğum gerçekleşebilir. Ya da siz susuz kalırsanız, her yeriniz şişebilir. O yüzden bu tip küçük detayları unutmayalım.

Bu arada tatil boyunca her gün farklı bir yere gittik. Günde ortalama 3-4 saat yürümüşümdür. Şu an son durak Saint Tropez’den size bu yazıyı yazıyorum. Burası çok güzel. İnanın hamile olduğumu unutup dün gece dışarı bile çıktım, dans ettim, eğlendim. Herşey harikaydı. Sadece arada şişen ayaklarım biraz beni zorladı ama bazen insanın kendini çok fazla dinlememesi gerekiyor. Çünkü anın tadını ancak öyle çıkarabiliyorsunuz. Benim için tüm bunlar müthiş birer anı olacak.

Bu arada herşey güzel derken, olmadık olaylarda yaşamadık değil. İlk gün arabamız otobanın göbeğinde kaldı. Ve 45 dk yardım beklemek zorunda kaldık. Üstüne üstlük arabanın üstü açık ve güneş yakıp kavuruyordu. 🙂 İki gün sora yeni verilen arabayla yine yolda kaldık .:) Bu sefer lastik patlamıştı 🙂 Bu olay olunca artık herkes gülmekten kırıldı. Şansın bu kadarı olur. Her defasında yeni bir olay, yeni bir macera. Ama tabiki de bunlar bizim gezmemize veya eğlenmemize engel değil. Olayları gülerek karşılayarak keyfimizi hiç kaçırmadık. Minik kızımda beni bu süre boyunca hiç üzmedi. Maşallah şu ana kadar herşey mükemmel. Ne ağrı ne kramp var. Her gün bol bol yürümem de, aslına bakarsanız benim için çok iyi oluyor. Hem egzersiz yapıyorum hem de çok kendimi zinde hissediyorum.

Şimdilik benden haberler bu kadar. Umarım bu yazım yolculuğa çıkacak hamileler için aydınlatıcı olmuştur.

Saint Tropez‘den sevgilerle …

KucukKadin

 

Not:  Seyahat günlüğümü okumak için buraya tıklayın.

Yorum Yaz