EMZİK SORUNSALI

17 Eylül 2017

Çocuklar Evden Gidince…

17 Eylül 2017

Çocuklarınıza Seçim Hakkı Tanıyın

17 Eylül 2017

Her çocuğun oyun zevki yaşına, verilen eğitime göre değişiyor. Aynı yaştaki iki çocuk aynı oyuncaklardan hoşlanmayabiliyor. Biri kitapları severken, diğeri arabalarla oynayabiliyor. Benim kızımda bir deney hastası. Okula gitmek için motivasyonunu artıran şeylerin en başında deney geliyor diyebilirim. Okulda yaptıkları deneyleri eve gelip heyecan içinde anlatınca, benimde aklıma bir fikir geldi. Günümüz araştırmacı annesi olarak okuldaki ortamı evde yaratmak istedim. İnternetten araştırdım, deneyler buldum. Bayağı kafa yordum ve geçenlerde eğlenceli deneylerden oluşan bir masa hazırladım. Masanın başına geldiğimizde isteksiz olduğunu gördüm. Aldırış etmedim. “Okulda yorulduğu içindir.” deyip neler yapacağımızı anlatmaya başladım. Cümlemin arasında “Ama ben oyuncaklarımla oynamak istiyordum.” dedi. “Önce deney yapmalıyız.” dedim kararlılıkla. Neden bu işi bir anda bu kadar ciddiye aldım bilmiyorum. Eğlenceli aktivite olarak başladığım olay bir anda dayatma haline dönüştü. Sonuç olarak deneyimiz hiç öyle eğlenceli ve beklediğim gibi heyecanlı geçmedi. Gökkuşağı rengi çıkaran şeker ve renk değiştiren buz küresi deneyleri sanki sıkıcı bir çizgi film izliyormuş edasıyla yapıldılar.

Peki kızımın deneye olan ilgisini azaltan ne olmuştu?

Dr. Özgür Polat’ın Beni Ödülle Cezalandırma kitabında seçimin motivasyonu nasıl etkilediğinden bahsediliyor. Seçimle yapılan işin motivasyonu arttırdığını, öte yandan dayatılan, zorunlu bir şeyin nasıl motivasyonu düşürdüğünü anlatıyor. Kitapta anlatılan bir deneye değinmek istiyorum:

“Öğrenciler bir bilgisayar başında sıkıcı bir oyun oynuyor. Oyun sadece bir nokta görünce düğmeye basmayı gerektiriyor. İlk gruba bu oyunun zorunlu olduğu söylenerek oynatılıyor. İkinci gruba ise “Bu oyunu denemek ister misiniz?”diyor. Deney bittikten sonra öğrenciler bilgisayar başında bekletiliyor. Acaba bu bekleme sırasında hangi grup oyuna devam edecek? Zorunlu olan grup oyuna devam etmiyor ama seçim olarak sunulan grup bekleme sırasında oyuna devam ediyor.”

Dr Özgür Polat’ın kitabında geçen, Deci’nin yaptığı bu deneyle bir aydınlanma yaşadım. Kızıma zorunlu gruba verilen sıkıcı bilgisayar oyunu gibi önüne bir yapması gereken bir deney koymuştum. Deney yapmak isteyip istemediğini sormamıştım. Aktivite sırasında ise sıkıldığını ve bunu yapmak istemediğini anladığım halde sıkıldıysa masadan kalkabileceğini söylememiştim. Deney bittikten sonra hemen odasına oyuncaklarına oynamaya çıktı haliyle. Belki ona deney yapmak isteyip istemediğini sorsaydım ya da buz küresini getirip “Bununla deney yapmak ister misin?” deseydim, durum daha merak uyandırıcı olabilirdi.

 

Sizlere bu deney örneğini neden verdim? Çünkü seçim sadece bir oyunda değil, aynı zamanda çocuğun hayatında da çok büyük bir yer tutuyor. Çocuğun ilerideki hayatında doğruyu yanlıştan ayırabilmesi, kendini birey olarak görmesi ve kendine güvenmesi sizin ona sunduğunuz seçim hakkıyla, özerlik tanımanızla oluşuyor. Çocuğun küçük yaşta sorumluluk bilincine sahip olabilmesi için onu seçimlerle yönlendiren ve seçimlerinin yarattığı sonuçları çocuğa bırakan aile çocuğunu bir birey gibi görüyor ve ona saygı duyuyordur. Böylelikle, çocuk büyüdükçe sorumluluk bilincini kazanıyor ve bağımsız, kendine yeten bir birey haline geliyor.

Toplulumuzun bu konuda genel yanılgısı çocukları yerine seçimleri yapmalarıdır. Becerilerini kullanmayan ve geliştirmesi için fırsat verilmeyen çocuklarda yeterlilik duygusu gelişemez ve özgüven konusunda sıkıntı yaşarlar. Aileye sürekli bir ihtiyaç duyarlar çünkü bir işi kendi yapabilmeleri için onlara zamanında seçim fırsatı verilmemiştir. Seçim konusu gördüğünüz gibi önemli bir iş. Hem yapılan işin motivasyonu hem de çocuğun birey olabilmesi açısından ailede olmazsa olmazlardan. Siz siz olun, deney yapmadan önce çocuğunuza bunu yapmak isteyip istemediğini sorun. 🙂

Melis Barçın

 

Yorum Yaz