Aynalama Yöntemi

14 Ocak 2017

Instagramın Gerçeküstü Dünyası

14 Ocak 2017

Çocuklarımıza Karşı Tutarlı Olmak

14 Ocak 2017

Çocuklarımı büyütürken herhalde en çok okuduğum iki şeyden biri tutarlı olmak ve rutin oluşturmaktan bahsediyordu. İnsanı aslında yaşadığı bir çok sorundan kurtaracak iki önemli konu. Rutin konusuna başka bir yazıda değineceğim. Bugün sadece tutarlı olmaktan bahsetmek istiyorum.

Kendimden örneklerle başlayalım…

Gece uykuya geçmeden önce bizim evde önce dişler fırçalanır, sonra pijama giyilir. Sonra kitap okunur veya sohbet edilir, sonrasında da uykuya geçiş denen zorlu döneme gireriz. Normal şartlarda bir çocuğun uykuya geçişi 15-20 dakika iken bizimkilerde 1-2 saati buluyor. Normal bir saatte yatmış olsak bile uykuya geçilmediğinden bir türlü vaktinde yatamıyorlar. Burdaki her gece yediğim en büyük numara ise, tam uyku sessizliğine geçtikleri anda(ikisinin yatağının ortasında oturuyorum.) Neşe veya Defne’nin soru sorması ve benimde cevap verme gafletinde bulunmam. İşte tam bu noktada ben sanki günlük konuşmamız devam ediyor gibi sohbete başlıyorum, çocuk başka sorular sorup bir şey anlatmak için yataktan kalkıyor derken ben tekrar olayı kontrol altına alıyorum, sonrasında bir soru daha geliyor. Aman Allahım içinden çıkılmayan bir durum. Bazense gayet sıkı davranıyorum. Yatağa yatıldığında artık konuşulmayacağını söylüyorum. O gece daha çabuk uykuya geçiliyor.

Yaptığım hatayı bilsem de, bazı geceler benimde sohbet edesim geliyor. Bazen onların anlattığı komik şeyleri kaçırmak istemiyorum. Heyecanla gözlerini patlatarak şaşırmalarıyla, birbirlerine söyledikleri komik cümlelerle eğleniyorum. Gelin görün ki, bu sefer tutarsız davranışlarımdan dolayı bizim evdeki uykuya geçiş problemi bir türlü çözülemiyor.

Aynı durum evdeki abur cubur konusunda da geçerli. Bazen rejim yapıyorum, evde tek bir tatlı gıda olmuyor. Bazen sağlıklı beslenmekten sıkılıp evi abur cubura boğuyorum, o zaman da çocuklara gün doğuyor. Aslında tutarlı olsam, çocuklara yememeleri konusunda nasıl yasak getiriyorsam, kendime de getirsem o zaman problem çıkmayacak. Zaten görmedikleri için bir süre sonra artık “Tatlı bir şey var mı?” diye sormuyorlar. Sayın Özgür Bolat’ta “Beni Ödülle Cezalandırma” adlı kitabında da işte aynısını söylüyor. Zaten kitabı sayfalarda ilerlerken, “İşte bu benim!” dediğim yerler oldu. Okumadıysanız kaçırmayın derim.

Tutarlı olmak bu işin anahtarı. Çocuk tutarlı ortamda kendini güvende hissediyor, kafa karışıklığı yaşamıyor, kurallara uyuyor. Aslında bu pek çoğumuz içinde geçerli. Ruh halimize göre çocuğa davranma gafletinde bulunmamalıyız. “Net çizgiler olmalı.” derken Bolatlı, net olmayan kendi çizgilerim geldi aklıma. O net olmadığım yerler aslında hep çocuklarla sorun yaşadığım yerler…

Sadece babanın veya annenin tutarlı olması da bir şey ifade etmiyor. Anne-baba aynı şeyi söylemeli. Net çizgileri olan bir ailede çocuk sorun yaşamıyor. Kaçta yatacağını biliyorsa, anneyi manipüle edemeyeceğini farkındaysa, paşa paşa uyuyor.

Okullar aslında bakarsanız bu tutarlı olmanın ve rutin olayının en güzel örneği değil midir?Bu yüzden şaşırmaz mıyız kreşteki öğretmeni öğlen kendi başına uyudu deyince? Yemediği bir şeyi tattığını söyleyince? Farklı davranmalarının en büyük sebebi okullardaki düzenin, rutinin ve tutarlılığının sıkı sıkıya bağlı olmasıdır. Yaptıkları eylemden sonra neyin geleceğini bildiklerindendir.

Çocuk yetiştirmenin ebeveyn olarak en zor yönü sanırım ruh haliniz ne olursa olsun, çocuğa karşı hep sabit ve aynı davranabilmek. Söylemlerimiz konusunda, aldığımız kararlar ve kurduğumuz düzen konusunda dikkatli olmak ve bunları sürdürebilmek…

Net çizgiler lazım. Dışına çıkmayacağımız, çocuklara örnek olacağımız.

Çizgileri netleştirmek lazım. Hem kendimiz, hem çocuklarımız için…

Yorum Yaz