EK GIDAYA BAŞLADIK!

21 Mart 2012

NE UMDUK NE BULDUK : 0-6 AY

21 Mart 2012

BENLİK İKİLEMİ

21 Mart 2012

Eskiden ne güzeldi. Neşe’yi yastığına yatırırdım, kendi kendine oyalanırdı. Saatlerce uyurdu. Sorunsuz, kendi halinde, karnı tok altı pak olduğu sürece hiç bir şikayeti olmayan masum bi bebekti. O zaman bu hali için” kendime çok zamanım kalmıyor” diye yakınırdım. Şaşırmış olmalıyım! Şimdi anlıyorum ki, ne çok kendime ait zamanım varmış. Şu an kendime ayıracak saniyem yok. Artık bizimki ne uyuyor, ne duruyor, ne susuyor :S Gündüzleri oyun oynarken, onu biraz yanlız bırakayım ya da odadan çıkışımı görsün, basıyor çığlığı. Sonra söylenir gibi başlıyor auuu oouuu’lara. “Hay allaaam ya!” deyip çaresizce geriye dönüyorum. Alıyorum miniği kucağıma ya da beraber oynamaya devam ediyoruz.

Sayısız şarkı besteledim kendisine. Hepsi birbirinden atmasyon 🙂 Eşi benzeri yok! Oyundan sıkıldığı zaman, şarkılara başlıyoruz. Bu sırada kucağımda olmak istiyor. Sürekli bacaklarını oynatıyor. Bir heyecanlı, bir heyecanlı anlatamam. Her defasında sanki ilk defa kucağıma alıyormuşum gibi kıpır kıpır bizimki. Gezmekten sıkılınca, kucağıma oturtup başlıyorum konuşmaya, mimikler yaparak onu güldürüyorum. Suratımı okşuyor. Ciciiii annee yapıyoruz. 🙂 Laf kalmayınca pusete oturtup haydi dışarı diyorum. Bizimki temiz havada kendinden geçip uykuya dalıyor.

Teyzem geçenlerde Neşe’ye oturma yastığı almış. Aynı zamanda emzirme yastığı olarak kullanılıyor. Görünce gözlerim parladı. Hemen Neşe’yi yastığa oturtup önüne bir kaç oyuncak koyup biraz yazı yazarım ya da bir şeyler okurum diye düşündüm. Şansım yaver gitti ve Neşe bu durumdan çok hoşlandı. Yeni yastığında güzel vakit geçirmeye başladı. Ama bi süre sonra çok haraket ettiğinden, yastıktan kayıveriyordu. 🙂 Geçenlerde, ben mutfakta bir şeyler yaparken bir baktım içeriden çığlıklar geliyor. Odaya girdiğimde, minik bi kafa gördüm yastığın içinde. Bizimki kaymış. Umutsuzca beni kurtarın çığlıkları atıyor. Onu öyle görünce, çok güldüm. Bu kız çok alem. Yastığın içine göülmüş halde bile beni görünce gülümsüyor. Bensiz, yardımsız hiç bir şey yapamıyor bu minik melek. Hep onu toparlayacak, tutacak, yardım edecek birine muhtaç. Hem çok kebap hem de çok çaresiz bir durum 🙂 Yastıkta geçirilen zaman, gün geçtikçe “hadi sende bana katıl” haline dönüştü. Her an, her aktivitede birlikteyiz. Neredeyse her gün 1-2 saatliğine dışarıda geziyoruz. Şikayetçi değilim bu durumdan. Çok eğleniyorum ama kendime ait hiç zamanım kalmadı. Başladığım spor yarım kaldı, okuduğum kitabı bitiremiyorum, akşamları hiç bir şey yapmaya halim kalmıyor. Annelik zor mu?  Evet, yalan yok zor! Şikayetçi miyim? Asla! Yine de çok mutluyum. Annelik, beni benden uzaklaştırırken, benden yeni bir ben yaratıyor bu fındık sayesinde. Bende bu yeni halime alışmaya çalışıyorum.

Günün sonunda yorgun, mutlu ve hiç olmadığı kadar huzurlu bir anne olarak yatağıma bir kaç saat sonra kalmak üzere yatıyorum…

2 comments

Yorum Yaz