Zaz – Les Passants

12 Haziran 2011

Lazanya

12 Haziran 2011

Balayı – Seyşeller

12 Haziran 2011

Geçen sene Haziran başıydı. Evlendik, yorulduk , evimize geldik derken , ertesi günü balayına gidiyoruz. Balayı yerimizi ben buldum bu arada. İnternet araştırmalarım sonucu , otelin sitesindeki galerisine vurulduktan sonra , işte budur dedim. Sonra eşimle paylaştıktan sonra o da benim gibi başka bi olasılık dahi düşünmedi. Otelimiz Four Seasons . http://www.fourseasons.com/seychelles/

Bu arada balayına gideceğimiz gün sabah kahvaltı hazırlamak gibi bi incelikte bulunurken elimi kestim ve eşim benim eşsiz çığlıklarımla uyandı. Soluğu hastanede aldık.

Aman tanrım ne başlangıç ama?!!

 Hastanede bayıldım , tedavi oldum, dinlendim derken , havaalanında uçağımıza biniyoruz. (Şehiriçi uçuştan sonra)

İlk uçak: İstanbul – Dubai ( yolculuk yaklaşık 4 saat )

Mutluyuz, heyecanlıyız. Sabah ki kabusumuzu unutmuşuz . Bir an önce yol bitsin istiyoruz. Muhabbet, yemek , müzik derken pastamız geliyor. Balayı çiftine turizm şirketinden ufak bir jest. Hoşumuza gitmedi değil hani.  

Dubai ‘de inince hemen dağılıyoruz. Herkes neye ihtiyacı varsa toparlıyor free shop’tan. Sonra çok oyalanmadan buluşuyoruz bir diğer uçağımıza yetişmek için. Koştur koştur biniyoruz uçağa.

İkinci uçak : Dubai – Seyşeller ( Yaklaşık 4 saat 15 dakika)

Bu sefer yolculukta sıkılmaya başlıyoruz. Ali (eşim ) uyumak istiyor, uyutmuyorum. Aslında kendimde yorgunluktan bitmişim ama yine de her saniye değerlendirmeli . Neyse bir şeyler izliyoruz, konuşuyoruz derken bir anda Seychelles Uluslararası Havaalanına iniyoruz. Her iki tarafta denizle çevrilmiş minik bir havaalanı. Birden içimiz ferahlıyor.

“İşte geldik!” 

Uzun bir pasaport sırası bekleyişinden sonra şoför bizi otelimize götürüyor. Otele giderken geçtiğimiz her yeri dikkatle inceliyoruz. Bir kare bile kaçırmak istemiyoruz. Sonra lobby’e varıyoruz. Giriş işlemlerimiz yapılırken , soğuk ikramlarımız yapılıyor. Ama tek isteğimiz odamıza gitmek… Herkes güleryüzlü , rahatımız için elinden geleni yapıyor. Sonra odamızı upgrade ediyorlar. Ocean view villa’da kalacakken, Hilltop villaya layık görülüyoruz.

Villamız iki odadan oluşuyor. Kendine ait, havuzu, güneşlenme yeri , gazebosu var. En güzel yani ise villaların hepsi dağın yamacına öyle muntazam yerleştirilmiş ki kimse kimsenin odasını havuzunu göremiyor. Hepsi ağaçların içine gömülmüşler.

Bazen kelimeler bile fazla kalır anlatmaya…

Oteldeki ilk günümüzde bizi gezdirmek ve bilgilendirmek için bir bayan geliyor. Şehir içi turları anlatıyor. Gidilecek yerleri bir bir sayıyor. Buraya kadar her şey çok güzel. Fakat her turun saatini sorduğumuzda ise sabah7 diyor. Bizim gibi uykucu bir çifte asla uymayacak bir saat. Turlara katılmamaya karar veriyoruz. Oteli bırakın villamız o kadar güzel ki hani neredeyse canımız çıkmak istemiyor.

Otele ait koy beyaz kumlarla kaplanmış insanın gözünü alıyor. Denize bakarken sanki bir fotografa bakarmış gibi hissediyorum. Denize giriyoruz. Kanoya biniyoruz. Benim müdehalelerimle fazla açılamıyoruz.

Güneş o kadar yakıcı ki otelde sizi uyarıyorlar : En az 25 faktörlük bir güneş kremi kullanın. Bu uyarı benim için güneşe çıkma demek gibi bir şey. O yüzden çok güneşlendiğimi söyleyemem. Ama gölgenin de sonuna kadar hakkını verdim. Akşam üzeri 4 -5 gibi yağmur bastırıyor. Balkondaki tahtaların cız sesleriyle çıkan buharın görüntüsü gün boyu güneşin nasıl her yeri kavurduğunu gösteriyor bize.

Yağmur yağarken malesef en büyük korkum tropik sürüngenler ortaya çıkıyor. Oradaki en ünlü sürüngen Geko. Yeşil çirkin mi çirkin bişi . Odamızda olmadığını düşünerek rahatlatıyorum kendimi. ( Meğer eşim  en az 25 tane çatıda görmüş. Tabi olay çıkartırım diye ses çıkarmamış. )

Otelde Yemek

Otelin 3 ayrı restoranı var . Bunlardan biri (en favorimiz)  ZEZ . Hem kahvaltımızı hem de neredeyse tüm akşam yemeklerimizi burada yiyiyoruz. Menüde bir çok deniz ürünü varken biz hep tercihimizi biftekten yana kullanıyoruz.  Kannel Bar ise havuz başında . Cumartesi günü yerel dansçıları izleyip burada yemeğimizi yiyiyoruz. Diğer restoran Kannel’in menüsü tamamen deniz ürünlerinden oluştuğundan burayı pek tercih ettiğimizi söyleyemem.

Başıma Gelen İlginç Olay

Otelde bir de ilginç bir olay yaşıyorum. İlk günlerde otelin butiğinden aldığım küpeleri bir türlü bulamıyorum. Her yere bakıyorum. Çantamı boşaltıyorum. Valizi ters düz ediyorum ama küpeler yok. Çok üzülüyorum. Butiğe tekrar gidiyorum. Ama malesef en son çifti almışım . Çok büyük bir finansal zarara uğramama rağmen lobby’ye sormadan edemiyorum. Belki odaya gelen temizlik görevlileri paket sanıp çöpe atmış olabilirler diyorum. Olayın sonuçsuz kalacağını düşünüp tatile devam ediyorum. Ertesi gün zilimiz çalıyor. Otelin housekeeping müdürü benimle görüşmek istiyor. Şaşkın bir halde çıkıyorum dışarı . Adamcağız benim lobbyle görüşmemde  söylediklerimden yola çıkarak butiğe gidip o küpenin yenisini getirtip satın alıyor. Ve bana özür dileyerek hediye ediyor yanında nazikçe yazılmış bir kart ile… Yani otelin manzarası, odaları , denizi bir yana personeli de bir o kadar mükemmel.

SPA

Otel, Four Seasons Resortler içerisinde  en iyi Spa Merkezi ait . Gün batımını burada izliyoruz. Manzarası bile dinlenmenize yetiyor.Dönüş yolculuğuna çıkmadan önceki gece masajlarımızı oluyoruz. Rahatlamış bir şekilde çıkıyoruz Spa merkezinden. İstemeye istemeye yolculuk için toparlanıyoruz. 1 hafta inanın yetmiyor.

Unutulmaz tatilimizi herkese tavsiye ediyoruz…

3 comments

Yorum Yaz