UYUMAK YOK!

08 Ocak 2016

2 YAŞ SENDROMUNU ÇÖZME YÖNTEMİ

08 Ocak 2016

İNSANLAR DEĞİŞEBİLİR ANNE

08 Ocak 2016

 

FullSizeRender

Günümüzde evinde çocuğunun okul çağına kadar çalışmayıp, hayatından koşulsuzca özveride bulunan yeni nesil annenin en büyük sorusu :

Ben Artık Kimim?

Olayı kendi üzerimden anlatayım. 🙂

Neşe doğdu. Evimize gelmemiz biraz uzun sürdü ama olsun sonunda geldik.

Başladı annelik günleri…

Çocuk büyütmek, onun her anına tanık olmak gerçekten paha biçilemez, hiç bir şeyle karşılaştıramayacağınız, hiç bir duruma benzetemeyeceğiniz bir tecrübe. Lakin bir süre sonra bu güzel duyguların yerini başka şeyler alıyor.

Neşe’nin ilk yaşının sonlarına doğru bu annelik olayları hafiften beni sıkmaya başlamıştı. E bebek bezi değiştir, emzir, çorbasını yap, oyuncaklarla oyna sonra bir daha oyna , sonra hiç oynamamış gibi yine oyna…

Hadi 1.5 yaşına kadar bir gazla devam ettim. Yok blog yazdım, eşime yardımcı oldum, kafamı dağıtmak için bir şeyler yaptım. Sonra gerçek bir iş ile uğraşmaya başladım. Ama evi de bırakamadım.

Hem çocukla olup hem çalışabilmenin yolu var mıydı? Ben mi bulamamıştım bilmiyorum.

Evden çalışmayı denedim. Fakat, çocuk beni görüp onunla ilgilenmediğimi görünce daha da üstüme yapıştı. Dışarıda çalışayım dedim. Ofise gittim. Ben ofisteyim de aklım evde.

Böyle iş olur mu? Olmaz.

Dön evine git kızım dedim. Sonra, sanki bu kadar boklu bez, emzirme seremonisi, uykusuzluk  yetmemiş gibi tekrar hamile kaldım. Şaşıracaksınız ama hem de isteyerek 🙂 Tabi sonuçta iyice eve bağlandım.

İkinci çocuk ilki gibi güzeldi ama ben tam özgürlüğüme kavuşacakken, filmi başa sarmıştım. Yine çalışamadım. Evden de ayrılamadım. Çok güzel günler geçirdim. Çok güldüm. Yeri geldi zamanını durdurmak istedim.

Zaman akmadan onları büyütmek mümkün müydü?

Yaş geçmeden kendimi doyurmak , kendi kişisel başarılarımı, kariyerime tekrar kaldığım yerden başlamak imkansız mıydı?

Kendim gibi çocuğu için zamanında kariyerine ara verip eve kapanan arkadaşlarımla konuştum. Anne olmaya bu kadar ayılıp bayılıp sonra da özgürlüğüm diye debelenen başka nesil daha yoktur.  Herkesin derdi aynıydı:

“Ben artık kimim? ”

İşten çıkıp arkadaşlarıyla buluşan o özgür kız nereye kaybolmuştu? Sevgilisiyle sinemaya giden kıza ne olmuştu? Kariyeri için çalışırken akşamları master yapan kız neredeydi?

Nerdeydi söyleyim :

Mutfakta organik yoğurt yapıyor, barbie bebekleri konuşturuyor, bütün gün çocuğu uyusun da kitap okuyabilsin diye gözünün içine bakarken O uyuduğunda onu hayran hayran izlerken uyuyakalıyor, okul çantası hazırlıyor, çocuğu bir şey öğrendiğinde üniversiteyi kazanmış kadar mutlu oluyor, müziği açıp çocukları güldürmek için şebek şebek dans ediyordu…

Bunları yaparken kim olduğu, ne yaptığı, nerden mezun olup hangi eğitimleri aldığının hiç bir önemi yoktu.

Ve bir gün kızımın tek bir sözü bana bu tüm bu olanların sebebini düşündürttü.

Arabada giderken sohbet ediyoruz. Sohbet esnasında bugün sarı rengini sevdiğini söyledi. Bunun üzerine bende durmadan fikrinin değişmesinden yakındım. O da bana dönüp “insanlar değişebilir anne” dedi. Sonra durup düşündüm. Bir değişim geçirdiğimi farkettim. Önceliklerim ve değer verdiklerim değişmişti. Ben değişmiştim. Ve bu değişimi böyle yaşamayı seçmiştim.

Ve işte o gün “ben şu an sadece anne olmak istiyorum” dedim.

 

 

Yorum Yaz