FASHION PLAYTES – MİNİK TASARIMCILARIN YENİ GÖZDESİ

08 Şubat 2012

RÜYA SOKAĞI 31

08 Şubat 2012

AHHH ST. TROPEZ'DE OLMAK VARDI ŞİMDİ…

08 Şubat 2012

 COTE D’AZUR SEYAHATİ PART 1

Daha önce yayınladığım hamilelikte 30. Hafta ve Yolculuk yazımı St. Tropez’den yazmıştım. Ama gezip gördüğüm yerleri anlatmak için bir türlü yazmaya başayamadım. Hazır yazasım gelmişken, şevkimi kırılmadan, kız uyanmadan, elektrikler kesilmeden hemen St. Tropez’den bahsetmek istiyorum.  Gitmeden önce St. Tropez hakkında bildiklerim, Fransa’nın güneyinde, italyanvari ev ve sokakları olan şirin tatil beldesi olduğundan ibaretti.

Geçen Ağustos ayında çok sevdiğimiz bir çiftle haftasonunda St. Tropez’e gittik.  Bu arada benim karnım burnumda. Ama bu durumu o kadar kabullenmişim ki, kalkıp nerelere gidiyorum.:)

Daha girişte ucu bucağı gözükmeyen bir trafik karşıladı bizi. Deniz’e paralel ilerlemek trafiği bi nebze de olsa çekilebilir kıldı benim için. Arabadan inip dans edenler, yüksek sesle çalınan müziklerin birbirine karışması, sıkılıp arabasını kenara çeken gençlerin gülüşmeleri derken trafik ilerliyordu. Bu arada otel falan ayarlamadık. Düşünün bi de haftasonu:S Neyse en kötü otel bulamazsak döneriz, başka yere gideriz diye düşündük. (burdan da anlaşılacağı gibi spontane yaşamayı seviyoruz : ) ) Sonra eşim internetten resmen St. Tropez’de kalan son iki odayı buldu. Kalacağımız yerin adı Hotel La Villa. Son şansımız olmasına rağmen otelden gerçekten memnun kaldık. Çok sıcak, şirin bi yerdi. Zaten sıkılacak kadar da vakit geçirmedik otelde…

Akşam üzeri vardığımızda, hemen bi italyan restoranında pizza yedik. Sonra, alıştırma turu olarak bir iki butik gezdik. Bu arada erkeklerde kendi başlarına keşfe çıktılar. Buluştuğumuzda akşam için Dünya’nın en ünlü gece kulübü olan VIP Room’da yer ayarladıklarını söylediler.Ben ve koca göbeğim VIP Room’a gidecektik. Aman ne hoş!

Bu arada VIP Room tüm ünlülerin uğrak yeri. Dış mekanı gelen ünlülerin fotoğraflarıyla kaplı. İçeri girmek için eğer üst katta iseniz, kırmızı halıdan sizi içeriye alıyorlar. Millet sizin fotoğrafınızı falan çekiyor. İçeri girerken, eşimle kendimizi ünlü biri gibi hissetmedik desem yalan olur. 😉

Bodrum, Çeşme’de hiç eğleniyoruz diye geçinmeyelim. Orası aşmış bu işleri. Bir kere giyimde kuşamda iddialı hareketler söz konusu. Kızların hepsi fashion tv’den çıkmış gibi.  “Merhaba bende patates çuvalı” diye tanıtasım geldi kendimi. 🙂 Daha sonra, bi baktım bize doğru bi kız yürüyor. Eşime doğru yanaştı. Beni nasıl göremediğini merak ettim doğrusu.:) Kulağına bişiler fısıldadı. (Eşimden telefonunu falan istemiş.) Beraber geldiğimiz arkadaşlar kaş göz falan yapıp benimle dalga geçmeye çalışsalar da bunlara gelmedim. Aradığını bulamayan kızcağız, bi süre sora yanımızdan gitti. Burdan ortamda rahatlığın hakim olduğunu anlayabilirsiniz. 🙂 Mekanda gerek müzikler, gerekse VIP Room’daki çalışanlar çok başarılıydı. Çalışanlar deyince, hepsi çok ilgili ve nazikler. Benim hamile olduğumu görünce hemen önüme meyve sularını dizdiler, sürekli ilgilendiler. Arada bi herşey yolunda mı diye sormak için geldiler. Herşey süperdi. Hamile olmadan gitsem, ancak bu kadar eğlenebilirdim.

Ertesi gün, erken kalkamadık tabi ki. Kalkınca da, kendimizi çarşıya, butiklere vurduk. Girmediğimiz butik kalmadı diye düşünüyorum. 🙂 Bilmem kaç derecede beni tüm yaz yalnız bırakmayan, vefakar Birkenstock’larımla daracık sokaklarda dizilmiş mağazaların hepsini gezdik.  Bir çok butikte  fiyatlar uygundu. Tabi hepsinin değil. 🙂 Louis Vuitton’dan tutun da Fendi’ye kadar tüm Dünya markaları da vardı. Bir de Chanel’in bir butiği vardı ki, sormayın gitsin.

İkinci gece  Place des Lices meydanında bir restoranda yemek yiyip sakin bir gece geçirdik. Ertesi gün birbirinden lüks yatların bulunduğu limanda dolaştık.

St. Tropez limanı

St. Tropez Limanı

Çok şirin bulduğum bir butik...

Place Des Lices

En dikkatimi çeken şey, herkesin herşeyi fotoğraf çekmesi. Bu kadar herşeyin fotoğrafını çekilen bi yer daha görmedim. Bi araba geçer (araba demekle haksızlık ediyorum aslında), bi anda caddedekiler Iphone’larını silah misali çıkarıp çat çat çat çekmeye başlar ya da bi yat yanaşır haydeeee flaş flaş flaş… Neyse, daha sonra nokta vuruşları yaparak beğendiklerimizi aldık. Ev- dekorasyon mağazalarını gezdik. Çok orijinal şeyler vardı. Hele Place Des Lices meydanının yakınlarında bi tasarım mağazası vardı. Bayıldık. Keşke, bi günümüz daha olsa diye içimizden geçirerek St. Tropez’den ayrıldık ve rotayı Nice’e çevirdik.

Bu yazda gidersek, hayır demem yani… Burdan da eşime mesaj vererek yazımı bitiriyorum. 🙂

 

NOT: Yazın VIP Room’da ve şu aralar radyolarda da sık sık çalan Dj Antoine vs Timati feat. Kalenna’nın Welcome to St. Tropez’i

Yorum Yaz